Hz. Aişe’nin Hadisleri Kur’an’a Arz Etme Yöntemi


Hadislerin sıhhatini tespit ederken onları Kur’an’a arz edenlerin başında Hz. Aişe gelmektedir. Sık sık başvurduğu bu yöntem sayesinde o, birçok rivayetteki ravi yanılgılarını tespit etmiş, Kur’an ayetleriyle karşılaştırmak suretiyle eksiklikleri düzeltmiştir (Ahmet Keleş, Hadislerin Kur’an’a Arzı, İnsan yay., İstanbul 1998, s. 29-30). Hatta Hz. Aişe’nin, bizzat Allah Rasulü’nden işittiği bir hadisi, konuyla ilgisi bulunan bir ayete aykırı gibi gördüğü için, işin mahiyetini kavrayabilmek kastıyla bu yönteme başvurduğu bir vakıadır. Nitekim Kitabu’l-İlm’de, “Bir Şey İşitip de Onu Anlayıncaya Kadar (Kaynağına) Başvuran Kimseler’ başlığıyla açmış olduğu bir babta, İbn Ebi Muleyke’nin “Hz. Peygamber’in eşi Hz. Aişe, anlayamadığı bir şey işittiğinde, onu öğrenebilmek için o konuda (Hz. Peygamber’e) başvururdu.” şeklindeki bir değerlendirmesini naklettikten sonra Buhari şu habere yer vermiştir: Hz. Peygamber: “Her kim hesaba çekilirse, azap görür.” buyurunca, Hz. Aişe: “Yüce Allah: (Kimin kitabı sağdan verilirse), o kolay bir hesaba çekilecektir.’ (İnşikak [84] 7-8) buyurmuyor mu? Dedim. Bunun üzerine o (s.a.v.), “Bu, ancak (insanların teraziye) çıkarılışıdır; ama kimin hesabı tartışmalı geçerse, o helak olacaktır.” Buyurdu (İbn Hacer, Fethu’l-Bari, thk. Muhibuddin el-Hatib, El-Mektebetu’s-Selefiyye, Kahire 1407 (3. Bsk), I, 238). Bu haber, Hz. Aişe’nin işittiği bir hadisin manasını anlamaya, Sünnet’i, Kitap ile karşılaştırmaya, içyüzünü kavrayamadığı hususta hemen soru sormaya olan gayretini göstermektedir. Bunu Rasulullah’ın huzurunda yapması, bizzat onun izah ve tashihine başvurması, bilgisini artırmakta ve fikrini geliştirmekteydi (İbn Hacer, Fethu’l-Bari, I, 238; İdlibi Salahuddin, Menhecu Nakdi’l-Metn, 109). Bu konuyla ilgili olarak onun, ev, kadın ve atta uğursuzluk olduğunu bildiren Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği hadise getirdiği düzeltme örnek verilebilir. “Ebu Hureyre iyi ezberlememiş, o girdiğinde Rasulullah “Allah, Yahudileri kahrettin, şöyle derler: ‘Uğursuzluk üç şeydedir; evde, kadında ve atta…’ buyurmuş; ama o , hadisin başını işitememiş, sadece sonunu duymuştur (Malik, 54, İsti’zan 22, ıı, 972; Buhari Cihad 47; Müslim, Selam 115-116; Nesai, Hayl 5; Ebu Davud Tıb 24 {3922]; Tirmizi, Edeb 58 [2824], Ahmed bin Hanbel, II, 8, 36). “Kur’an’ı Ebu’l-Kasım’a indiren (Allah’a) yemin ederim ki o, böyle söylemiyordu. Fakat Allah’ın Peygamberi şöyle buyurmuştu: ‘Cahiliye insanları şöyle derlerdi: Uğursuzluk; kadında, evde ve attadır.’ [s. 35-36]   Yine Hz. Aişe, verilen bazı fetvalara da karşı çıkmıştır. Gerek Abdullah bin Amr bin el-As’ın, yıkanan hanımların saç bağlarını çözmeleri gerektiğine dair fetvasına itirazında, “İbn Amr’a hayret doğrusu!? Bari, bir de başlarını tıraş ettirmeyi emretseydi!?” derken; gerekse, “Köpek, eşek ve kadının namazı bozduğu” söylendiğinde, “Bizi  eşeklere ve köpeklere mi benzettiniz? Bizi köpeklerle ve eşeklerle bir mi gördünüz!?” diye oldukça sert cevaplar vermiştir [s. 46]. Hz. Aişe’ye, “Ey anneciğim, Muhammed (s.a.v.) Rabbini gördü mü?” dedim, o şu cevabı verdi: “Söylediğin bu söz yüzünden saçlarım diken diken oldu. Sana her kim, ‘Muhammed Rabbini gördü.’ diye haber verirse, yalan söylemiştir. Çünkü Yüce Allah, “Gözler O’nu görmez, O gözleri görür. O latif ve her şeyden haberdardır.” (En’am [6] 103) demektedir. Fakat o (s.a.v.), Cebrail’’i kendi suretinde iki kez görmüştür.” (Buhari, Tefsir 53, 65; Müslim, İman 1, 287). Diğer bir rivayette ise Hz. Aişe: “Her kim ‘Muhammed (s.a.v.) Rabbini gördü.’ diye iddia ederke, Allah’a büyük iftira atmış olur.” dedi. Ben, “Ey mü’minlerin annesi! Acele etme ve beni dinle! Allah ‘Andolsun (Muhammed) onu apaçık ufukta görmüştür.’ (Tekvir [81] 23), ‘Andolsun (Muhammed) onu bir kez daha inerken görmüştür.’ (Necm [53] 13) buyurmuyor mu?” dedim. Bunun üzerine o, şöyle cevap verdi: “Bu ümmet içerisinde bunu Rasulullah’a ilk soran ben oldum ve o şöyle buyurdu: ‘O, ancak Cebrail idi. Bu iki kerenin dışında onu yaratıldığı suretti görmedim. Onu, semadan inerken bütün büyüklüğüyle yer ile gök arasını kaplamış olarak gördüm.’ Hz. Aişe devamında, “Sen Allah’ın şöyle buyurduğunu işitmedin mi: ‘Gözler O’nu görmez, O gözleri görür. O latif ve her şeyden haberdardır.’ (En’am [6] 103). Yine sen, Allah’ın şöyle buyurduğunu işitmedin mi: ‘Allah bir insanla (karşılıklı) konuşmaz. Ancak vahiyle yahut perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderip izniyle dilediğini vahyeder. O yücedir, hakimdir.” (Şura [42] 51. Hadis için bkz. Müslim İman 1 [287]; Ahmed bin Hanbel, Müsned, VI, 49; Tirmizi, Tefsir 46 [3068]).  [s. 68-69].   Hakim’in Mustedrek’inde naklettiği bir habere göre, Hz. Aişe’ye mut’a nikahı sorulunca, “Sizinle benim aramda Allah’ın kitabı esastır.” demiş ve şu ayeti okumuştur: “O (mümi)nler ki, ırzlarını korurlar. Ancak eşleri yahut sahibi oldukları cariyeleri bunun dışındadır ve bunlar yüzünden kötülenmezler.” (Mü’minun [23] 5-6). Artık her kim Allah’ın kendisine verdiği eş veya cariden öteye (başkalarına) giderse, haddi aşmış olur.” Hakim sonra şöyle demiştir: “Bu haber, Buhari ve Müslim’in şartlarına uygun olduğu halde nakletmemişlerdir ([Mahbubi el-Fadl bin Abdulcabbar-Ali bin El Husyn bin Şakik-Nafi bin Ömer el-Cehmi-Abdullah bin Ubeydullah bin Ebi Muleyke’den] Hakim, Mustedrek, II, 305).  [s. 85].       Kaynak: Bedruddin ez-Zerkeşi, Hz. Aişe’nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler (El-İcabe li İradi Ma’stedrekethu ‘Aişe ‘ala’s-Sahabe), Yayına Hazırlayan: Dr. Bünyamin Erkul, Kitabiyat Yay., Ankara 2007.
Sözler Diyarı

0/Yorumlar/Comments

Daha yeni Daha eski